Çocukla Birlikte Kitap Okumak: Küçük Ama Sürekli
Birlikte okumanın gücü kitabın içeriğinden çok eşliğin hatırasından doğar. Tekrarı hoş görmek, seçimi çocuğa bırakmak ve okuma yazma sonrasında da devam etmek belirleyici.
Berrin Aksoy 3 dk
Çocukla birlikte kitap okumak, ilk bakışta sadece hoş bir akşam alışkanlığı gibi görünür. Oysa bu birkaç dakikalık ritüel, çocuğun dil dünyasını, dikkat süresini ve okumaya bakışını uzun vadede belirleyen en güçlü etkenlerden biridir. Üstelik bunun için ne özel bir yöntem ne de kalabalık bir kütüphane gerekir.
Birlikte okumanın asıl gücü, kelimelerin ilişkiyle birlikte gelmesinden doğar. Çocuk için hikâye, kucaktaki sıcaklıktan, sesin tonundan ve o anki dikkatten ayrı düşünülemez. Okumayı sevmek, çoğu zaman kitabın içeriğinden çok bu eşliğin hatırasıyla ilgilidir.
Aynı kitabı yüzüncü kez okumak
Küçük çocuklar tekrardan sıkılmaz, tam tersine tekrarla öğrenir. Aynı kitabın defalarca istenmesi ebeveyni yorsa da çocuk için her okuma farklıdır. İlk seferlerde olay örgüsünü izler, sonra kelimeleri fark eder, en sonunda sayfa çevrilmeden ne olacağını bilmenin keyfini yaşar.
Bu bilme hissi güven verir ve dil öğrenimini hızlandırır. Ezberlenen cümleler, çocuğun kendi konuşmasına sızar. Bu yüzden yeni kitaplara geçmek için acele etmeye gerek yoktur; çocuk kendi doyduğunda zaten başka bir şey ister.
Okumak, sesli okumaktan fazlası
Metni baştan sona hatasız okumak zorunlu değildir. Aralarda durup resimlere bakmak, "sence şimdi ne olacak" diye sormak, bir karakterin neden üzgün olduğunu konuşmak okumayı zenginleştirir. Bu duraklamalar hikâyeyi bölmez, çocuğun anlamayla kurduğu bağı güçlendirir.
Sorular sınav havasına girmediği sürece çok işe yarar. "Kaç tane elma vardı" gibi kontrol soruları yerine, "sen olsan ne yapardın" gibi açık uçlu sorular tercih edilebilir. Böylece kitap, çocuğun kendi hayatına bağlanan bir konuşma zeminine dönüşür.
Kitabı seçmek çocuğun işi
Yetişkinler genellikle öğretici, mesaj yüklü kitaplara meyleder. Çocuklar ise komik, tekrarlı ve bazen tamamen saçma olanı sever. Bu tercihe saygı göstermek, okuma isteğini korumanın en kolay yoludur. Sevilerek okunan basit bir kitap, zorla okunan değerli bir kitaptan daha çok iş görür.
Kütüphaneye ya da kitapçıya birlikte gitmek de seçimi bir olaya dönüştürür. Rafların arasında dolaşan, kapaklara bakan ve kendi kararını veren çocuk, eve getirdiği kitapla farklı bir bağ kurar. Bu küçük gezi, alınan kitabın okunma ihtimalini gözle görülür biçimde artırır.
Kitapların çocuğun ulaşabileceği bir yerde durması da tercihi kolaylaştırır. Alçak bir raf, sepet ya da yatağın yanındaki küçük bir yığın, kitabı gündelik hayatın içine yerleştirir. Ulaşılabilir olan şey, zamanla alışkanlığa dönüşür.
Okuma yazma öğrendikten sonra da devam
Yaygın bir hata, çocuk kendi başına okumaya başlayınca birlikte okumayı bırakmaktır. Oysa çocuğun dinleyerek anlayabileceği metinler, kendi okuyabildiklerinden yıllarca daha ileridedir. Sesli okuma sürdüğünde çocuk daha zengin bir dile ve daha karmaşık hikâyelere maruz kalır.
Bu dönemde sırayla okumak da güzel bir yöntemdir. Bir sayfa çocuk, bir sayfa yetişkin. Böylece pratik yapılır ama yük tamamen çocuğun omzuna binmez. Zorlandığı kelimeleri hemen düzeltmek yerine biraz beklemek, okuma özgüvenini korur.
Küçük ama sürekli
Haftada bir kez yarım saat okumak yerine, her gün on dakika okumak çok daha etkilidir. Süreklilik, süreden önemlidir. Yorgun bir akşamda tek bir kısa hikâye bile ritüeli ayakta tutmaya yeter.
Okuma saatinin gün içindeki yerini sabitlemek de sürekliliği kolaylaştırır. Yatmadan önceki dakikalar en yaygın tercih olsa da her ev için uygun olmayabilir. Sabah kahvaltısından sonra ya da okuldan dönüşte kurulan bir alışkanlık, akşam yorgunluğunun baskısından uzak olduğu için bazen daha kalıcı olur.
Evde yetişkinlerin de okuduğunu görmek, çocuğa herhangi bir öğütten daha güçlü bir mesaj verir. Kitabın sadece çocuklar için bir görev değil, büyüklerin de keyifle yaptığı bir şey olduğunu görmek, okumayı ödevden çıkarıp gündelik hayatın parçası haline getirir.
Birlikte okunan kitaplar, yıllar sonra çocuğun aklında sayfalarıyla değil atmosferiyle kalır. O yüzden bu alışkanlık, akademik bir yatırım olduğu kadar bir aile hatırasıdır. Okumayı sevmenin en kısa yolu, onu sevilen bir anla eşleştirmekten geçer.